Aslı’nın Akış’ı…(Part 2– Turkish Translation)
Aslı 17 yaşında, sevdiği şeyi yaparken, kayak kayarken, aramızdan ayrıldı. Korkunç bir kaza onu bu dünyadan ve sevdiklerinden aldı.
Ne yazık ki, Aslı’nın trajik ölümünden sonra, okulda yazdığı bir kompozisyonu, bir köşe yazarı tarafından ele alınarak, oldukça yargılayıcı ve hatalı bir yorum eşliğinde, Aslı’nın 17 yıllık kısa ama güzel hayatını ve ailesini gölgeleyecek bir şekilde yayınlandı.
Bu Aslı’nın kompozisyonu ile ilgili benim yorumumdur.
Aile ilişkileri ve insan bilinci uzmanlık alanımda, dünyanın her yerinde yüzlerce anne-baba ve çocuk ile yaptığım çalışmalardan edindiğim deneyimime dayanmaktadır.
Aslı’yı şahsen tanıma ayrıcalığım olmadı, annesini tanıyorum, yani onu şahsen tanımadım ama, kısacık kompozisyonu sayesinde, onun kim olduguna dair güçlü bir hissim var.
İşte bu da benim yorumum:
Aslı, kendi duyguları ile bağı ve ifade yeteneği çok güçlü bir genç kızdı. Her duygusunun farkında olan, ve onları bilinçli, ve hatta metafor kullanarak adlandırabilecek sonsuz bir yeteneği vardı.
Bunlar, duygusal zekasınin yüksek, ve kendisiyle barışık olduğunun çok güçlü sinyalleri.
Kendisi ile yaptığı iç konuşma, bilinçli ve niyete dayalı, kendisini olumlu şekilde onaylamalar içeriyor. Bu sadece onun yaşında değil, toplumun tamamında az rastlanan bir beceri.
Gençlerle yapılan araştırmalar görsteriyor ki, yüzde elliden fazlası, hissettikleri iki duygudan fazlasının adını koyamıyor. Çalışma, duygusal olarak geliştirilmediklerini, duygusal koçluk verilmediklerini veya duygularını bastırmaya yöneltildiklerini ortaya çıkartıyor. Duyguları hissetmek, adlandırmak konusundaki beceri eksikliği, birçok farklı şekilde, duygusal olarak sağlıksız bir yaşam sürmeye yol açar.
Aslı’nın durumunda ise tam tersi geçerli. Duygularını ifade etmek konusunda son derece rahat, ve bunu kolaylıkla yapıyor. Kısacık kompozisyonunda, açık veya dolaylı olarak 20’den fazla duygusunu ifade ettiğini saydım.
Kendisine ağlamak için ve üzüntüsünü yaşamak için, başkalarına göstermekten korkmadan, izin veriyor.
Kompozisyonunda, yarışta başarılı olamamaktan dolayı ne kadar üzgün olduğunu tarif ediyor. Sonrasında, ağlıyor ve kendisine kötü gününde olma iznini veriyor. Ya da onun söylediği gibi: ‘Şanssız günümdeymişim’ diyor.
Tanıdığım en olağanüstü insanlar, üzüntü, hayal kırıklığı ve korku duyduğunu gösterebilen, bunun icin kendine izin veren insanlardır.
Tarihin en iyi tenisçilerinden biri, muthis bir rol-model, Roger Federer, kızımın okuluna bir video mesajı gönderdi. Bu çok kişisel mesajında: ‘Ilk zamanlarda, maç kaybettiğimde çok ağlardım’ dedi.
Bir yarışa, bir maça hazırlanırken öyle çok tutku vardır ki, elbette çocuk kaybettiğinde ağlayabilmelidir. Gerçek şu ki, insan onlar, duyguları var, ve bunları, yargılanmadan, hissetmeye, dile getirmeye sonsuz hakları var.
Roger Federer ve Aslı’nın bircok ortak yönü vardı. Üzülmek ya da hayal kırklıına uğramak, yanlış birşey yaptığın ya da yanlış bir yolda olduğun anlamına gelmez. Sadece ve sadece üzgün olduğun anlamına gelir. Tam anlamıyla basarılı insanlar, duygularının özgürce akmasına izin verirler. Hissetmek yaşamaktır.
Aslı’nın kompozisyonunda beni en cok etkileyen şeylerden biri de, Psikolog Mihaly Csikszentmihalyi ‘Akis (Flow)’ kitabında bahsettiği, ‘akış halinde olma’ duygusunu ifade ediş biçimi.
Mihaly Csikszentmihalyi, “optimum halinde yasamak” deneyimleri konusunda yapılan araştırmalarda ortaya çıkardı ki, bir deneyimi keyifli ve tatmin edici kılan, ‘Akış’ dedigi bilinç düzeyi. “Akış” halinde insanlar, derin keyif, yaratıcılık, ve hayatla tam bir bütünlük hissederler.
Aslı yarış hakkında yazarken, tam da bunu tarif ediyor: Pistte yapayalnızım, sadece hakemler, kapılar, ölüm sessizliğini bozan kayaklarım ve ben varım.
Yazdıkları sadece şairane degil, mükemmel bir “Akış’ın” tarifi.
Bu noktada, zaman ya duruyor, yada yavaşlıyor ve atletler yada sanatçılar daha yüksek bir bilinç düzeyini deneyimliyorlar.
Çok az insan bu bilinç düzeyini tarif edecek kelimeleri bulabilir. Aslı bunu cok güzel ve şairane bir biçimde yazmış.
Aslı, sen gerçek bir hediyesin, ve bize öğretmeye devam ediyorsun.
-Gönan (Türkus) Premfors
Co-Founder Parentology
Related posts:
Category: Stories



